İktidarın 3 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımladığı genelge ve Aile Bakanlığı nezdinde yürütülen görüşmelerle devam eden süreç, hazırlanan yasa taslağının TBMM’ye bir kanun teklifi olarak sunulmasıyla yeni ve çok daha ciddi bir aşamaya geçmiştir. “Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı” adı altında yürütülen bu süreçte, temel amacın çocukların dijital dünyadaki güvenliğini sağlamak olduğu iddia edilmektedir. Ancak yürütülen süreç ve neticesinde meclise sunulan kanun teklifi, düzenlemelerden etkilenecek oyun sektörü emekçilerinin hak ve özgürlüklerinin tamamen yok sayıldığını göstermektedir.
Bu düzenlemeler, oyun geliştirme sürecini bir “yaratıcı eser üretimi” olmaktan çıkarıp bir “denetim laboratuvarına” dönüştürme riskini taşımaktadır. Çocuk koruma kılıfı altına gizlenen, genelgede sinyalleri verilen ve şimdi yasalaştırılmak istenen dijital izleme mekanizmaları, ifade özgürlüğünün ve yaratıcı emeğin boğazına sıkılan bir düğümdür ve telafisi zor hak kayıpları yaratacaktır.
Süreç boyunca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve BTK’nın çeşitli taraflarla yaptığı görüşmelerin, gelen itirazların hiçe sayılarak teklifin meclise sevk edilmesiyle birlikte sadece bir oyalama taktiği olduğu açıkça görülmüştür. Sürecin hiçbir aşamasında; gece gündüz kod yazan, tasarım yapan, sektörde “crunch” olarak anılan fazla mesai sarmalında hayatını tüketmek durumunda kalan, her gün düşük ücretlerle çalışan, hak ihlalleri yaşayan, haksız yere işten çıkartılan, mobbing’le ve ayrımcılıkla karşı karşıya kalan ve değer üreterek sektörü asıl ayakta tutan bilişim emekçilerinin görüşü alınmamıştır. Konunun asıl muhataplarının sürece dahil edilmemesi, sermaye sahiplerinin kâr marjlarını koruma telaşı ile iktidarın toplumu dizayn etme çabasının aynı masada buluştuğunun göstergesidir. Halbuki oyunları üreten emekçiler ve tüketen oyuncular bu sürecin asıl özneleridir. Bilişim Emekçileri Sendikası olarak bizler, bu öznelerin sesi olmaya devam edeceğiz.
Çözümün hiçbir zaman kısıtlamalar ve sansürle gelmeyeceği, bu sürecin yıllardır süregelen baskı ve gözetim politikalarıyla ilgili olduğu gerçeği unutulmamalıdır. Dijital izleme ve sansür, sadece birer “yasak” değildir. Bunlar küresel ölçekte oyun alanında önemli bir yer tutan Türkiye’deki oyun emekçilerinin geleceğini tehlikeye atmaktadır. Bu düzenlemeler, emekçilerin beyin göçü yapmak durumunda kalmasına, her gün daha da güvensiz bir alan hâline gelen oyun sektöründe işsiz kalmalarına ve küresel sermaye için ucuz iş gücüne dönüşmelerine sebep olacaktır. Türkiye’deki oyun ekosistemini ve yerli üretimi ise, oyun kültürü içerisinde anlamını ve sanatsal niteliğini yitiren “itaatkâr içeriklere” mahkûm bırakacaktır.
Çocukların dijital ortamda korunması amaçlanıyorsa bile, ilgili kurumların konu hakkında herhangi bir yetkinliğe sahip olmadıkları ve bu alandaki yetkin kişilerle görüştüklerine dair elimizde bir veri olmadığı akılda tutulmalıdır. Çocukların güvenliği, oyunları yasaklayarak değil, onları üretenlerin, akademisyenlerin ve pedagogların ortak aklıyla sağlanır. Keyfi sansür uygulamaları, sermaye odaklı müzakereler ve yaratıcı emeğin denetim altına alınması asla bu sorunu çözmeyecektir. Çocukların oyunlarda ve oyun platformlarında karşılaştıkları sorunların çözümü elzemdir. Ancak meclise sunulan kanun teklifiyle iktidarın asıl amacının bu olmadığı açıkça görülmektedir.
Bu sebeple, hem sansür politikalarının yarattığı asıl sorunlara dikkat çekmek hem de oyun sektöründen geçimini sağlayan emekçilerin ve güncel ekonomik koşullarda eğlenmek için oyunlara başvuran oyuncuların hak ve özgürlüklerinin gasp edilmemesi için sürecin takipçisi olacağız. Düşük ücretler ve kötü çalışma şartlarının hâkim olduğu, her türlü kültürel içeriğin kısıtlanmaya çalışıldığı bu ortamda akıl sağlığımızı korumak için sığındığımız oyunlar, sansür yasaları ve itaatkâr insan oluşturma politikalarıyla elimizden alınamaz. Hayatın her alanına müdahale ederek, gençleri mağdur ederek ve emekçileri ucuz iş gücüne çevirerek kültürel içerikleri sansürleme ve sermayenin acımasız çıkarlarını besleme çabaları sonuçsuz kalacaktır.
BilişimSEN olarak bizler, emekçilerin sesini duyurmaya ve daha iyi koşullar için mücadele etmeye devam edeceğiz. Oyun sektöründeki bütün emekçileri ve akademisyenleri haklarımızı korumak ve sansüre karşı gelmek amacıyla dayanışmaya çağırıyoruz.